üreme devrimi

döllenmiş yumurta

işte batı ülkelerinde 30 yaşlarına gelmiş ve henüz çocuk sahibi olmamış kadınların kafa karışıklığına sebeb olan sual.

bu yaşlarda hamile kalmayan kadınların yumurtalarının daha ilerki yıllarda döllenebilirliğinin azalmasıyla çocuk sahibi olma şansları kalmayabiliyor. böyle bir durumda ise yıllarca sürebilecek zor tedavi yollarına başvuruluyor. bu tür bir tedavinin sonucunun başarılı olacağınında bir garantisi yok.

bu kadınların hamile kalabilme şanslarını ilerki on yıllara güvenle taşımalarına imkan verecek bir teknik, hızla geliştiriliyor. bu teknikte,  “ovum” adı verilen dişi üreme hücresi yani yumurta dondurularak saklanıyor. sonra kadın zamanı geldiğini düşündüğünde mesela uygun eşi bulduğuna kanaat getirdiğinde veya meslek yaşamına bir ara verebileceğini düşündüğünde buzdolabındaki yumurtalarının buzunu çözüyor ve standart IVF (halk arasında tüp-bebek denen-in vitro fertilization yani vücudun dışında döllenme) teknikleri kullanarak hamile kalabiliyor.

buraya kadar herşey güzel ama henüz bu teknik tüm uzmanlar tarafından sağlıklı kadınlara hararetle tavsiye edilmiyor. tekniğin henüz yeterli olgunlığa erişmediği ve şu anda sadece tıbbi yönden mutlaka gerekli durumlarda uygulanmasını öneriyorlar. mesela kanser tedavisi yapılacak kadınlar gibi. çünkü bu tür tedaviler kadınlarda yumurtalıkları çalışamaz hale getiriyor.

bu tekniğin savunucuları 30 lu yaşlarda dondurulmuş yumurtasını kullanan 40 lı yaşlardaki bir kadının hamile kalması şansının 40 lı yaşlardaki yumurtası ile hamile kalması şansından daha yüksek olduğunu iddia ediyorlar. öte yandan karşıtları  6-7 yıl sonra buzluktan çıkarılan yumurtanın netice vermemesinin  kadın için psikolojik bir darbe olacağını söylüyor. diğer bir mahzur ise bu tekniğin verdiği güven sonucunda kadınların üreme açısından en güçlü oldukları dönemde hamile kalmak için fırsat yaratmaktan riske girerek kaçınmaları.

bu ve benzeri tartışmalar sürerken diğer taraftan 10,000$ parayı bastırabilen hanımlar yumurtalarını buzluğa koyduruyorlar. mesleki bir kuruluş olan “amerikan üreme tıbbı cemiyeti” nin bu tekniğin henüz deneysel bir teknik olduğu ve bu nedenle her hastaya teklif edilmemesi gerektiği şeklindeki tavsiyesine rağmen pek çok klinik el altından hastalarına bu seçeneği sunuyormuş.

bir kliniğin açıkladığına göre geçtiğimiz yıl bu yoldan 7 bebek dünyaya gelmiş. resmi kayıt bulunmamasına rağmen üreme uzmanlarının ifadelerine göre dünyada binlerce kadın her ihtimale karşı yumurtalarını donduruyor.

önceden dondurulmuş yumurtalardan ilk bebek doğumları 1980 li yılların sonlarına doğru görülmüş. ama o yıllarda oldukça yüksek başarısızlık oranları ve dondurma işleminin kromozomları bozarak sakatlıklara neden olabileceği endişeleri bu tekniğin fazla itibar görmemesine yol açmış. 1990 lı yılların başında avustralyada yürütülen çalışmalarda “yavaş-dondurma” metoduyla dondurulmuş yumurtalardan canlı kalanların hücre yapısının ve kromozomlarının bozulmaya uğramadığı tesbit edildi. ancak ne yazıkki sağ çıkan yumurta sayısı düşüktü.

araştırmacı debra gook bu durumu yumurtaların vücuttaki en büyük hücre olduğu ve içindeki çok miktardaki suyun donarken meydana getirdiği buz kristallerinin hücreleri deldiği şeklinde izah ediyor. “yavaş-dondurma” metodunda gerçekleştirilen ayarlamalarla sağ kalma oranları %80 e kadar varmış. ama buna rağmen rahme yerleştirme safhası öncesinde kaybedilen embrio miktarı normal (taze yumurta) IVF tekniklerine göre yüksek.

geliştirilen daha yeni bir teknik “vitrification/camlaştırma” adını alıyor. bu teknikte yumurta o kadar hızlı soğutuluyorki bünyesindeki su donarken kristal oluşumuna zaman kalmıyor. bu metotla daha başarılı sonuçlar elde edilebiliyor.

metotların geliştirilmesi için yürütülen çalışmalara paralel olarak bazı uzmanlarda uygulamaların sonuçlarıyla ilgileniyor. henüz dondurulmuş yumurtalardan doğan bebek sayısı yüzlerle ifade edildiğinden potansiyel riskleri tam olarak tesbit etmek mümkün olamıyor. şu anda uzmanları alarma sevkedecek bir durum gözlenmiyorsada dikkatli bir takip gerekiyor.

bu arada uzmanların endişe duymasına sebep olan bir konu tekniği uygulayan bazı doktorların başarı ihtimalini arttırmak için donmuş yumurtalardan döllenmiş birden fazla embrioyu rahme yerleştirebilecek olmaları. bu  şekilde oluşabilecek çoklu gebeliklerin tehlikesine dikkat çekiliyor.

küçük olmakla beraber bir başka tehlike ise “ovarian hyperstimulation syndrome“. bu dondurulacak yumurtaların elde edilebilmesi için yapılan hormon enjeksiyonlarının yol açtığı ölümcül olabilecek bir komplikasyon. fakat bu normal “tüp bebek” prosedürlerindede karşılaşılabilecek bir durum.  her yıl amerikada 100,000 civarında IVF işlemi yapılmasına rağmen bu riskin düzeyi tam olarak bilinmiyor.

yumurta-dondurma tekniğinin neden tüm dünyada daha hızla yaygınlaşmadığı sorusuna bir bio-tıp etiği uzmanı bunun temel nedeninin güvenlik riski olmadığı cevabını veriyor. ona göre sağlıklı bir kadının kendi üremesini kendi elinde tutmasını insanları korkutuyor. benzeri bir toplumsal korkunun doğum kontrol hapının ilk tanıtımındada yaşandığını, kadınların hamilelik tehdidinden kurtulmasının toplumun ahlak altyapısını çökerteceğinin iddia edildiğini hatırlatıyor.

new scientist dergisinin 21mart2007 tarihli sayısından alınmıştır.

Yayınlandı: on Mart 26, 2007 at 8:05 am Yorum Yapın

Bu yazının geri izlemesini yapmak için URI: http://redkarga.wordpress.com/2007/03/26/ureme-devrimi/trackback/

Bu yazıya yapılan yorumlar için RSS beslemeleri.

Leave a Comment