bir toplum olmalı öncelikle. tüm insanlıkmı, bir ülke sınırları içinde yaşayan insanlarmı, bir ev ahalisimi yoksa bir inanışın mensuplarımı. seçiniz birini veya başka bir toplum önerisi getiriniz nasıl isterseniz öyle olsun.
o toplum “bilgi” yi kutsal addediyormu ona bakınız addediyorsa o toplum bilgi toplumudur.
“bilgi toplumu” bilgi toplumu olduğu için gününün en ileri teknolojilerinden yararlanan toplumdur.
yoksa her ileri teknoloji kullanan toplum bilgi toplumu değildir.
bir toplumu her ferdinin kolunun altına bir bilgisayar sıkıştırmakla “bilgi toplumu” yapamayız.
bilgi toplumlarını sadece çağımızda aramak yanlışların en büyüğüdür ve bunu yapanların “bilgi toplumu” kavramını hiç anlamamış olduğunun ispatıdır.
“mehmet barlas” adlı yazarımızın aralık 2004 tarihli “sabah” gazetesinde çıkan “”bizans çocuğu” olmak kolaymı sanki” başlıklı köşe yazısını ben bir çok yönden bir “üstün eser” olarak kabul ederim. http://tinyurl.com/pwjn6
yazısından öğrendiğime göre haçlı seferleri sırasında floransada yerleşik meşhur “medici” ailesi istanbulun yağmalanması sırasında getirttiği kitaplarla avrupanın en büyük kütüphanesini kuruyor.
ya “iskenderiye kütüphanesi” ni insanlığa hediye eden antik yunan-mısır toplumu.
buna benzer pek çok gerçek tarihin içinden fırlayıp adeta gözümüze saplanırken biz “bilgi toplumu” kavramını “bilgi çağı” adını koyduğumuz tarihsel bir dönemin içine hapsedemeyiz.