benim gibi favori müzisyeni nine inch nails/trent reznor olan bir adamın norah jones müziğine pek bayılmayacağını tahmin edersiniz herhalde. ama yinede onun kendine has stilini, güçlü tekniğini, derin sesini inkar etmek olanaksız. birde buna besteciliğini eklersek önümüze karşı koyulmaz bir başarı reçetesi çıkıyor. yetmedi, onu tüm imkanlarıyla destekleyen bir müzik yapımcı şirket ve uluslararası üne s ahip bir müzisyen aile. buna kim karşı koyabilirki.
işte size yıldız
şimdi şu “müzisyen aile” lafını biraz açmak istiyorum. benim yaşımdakiler hemen hatırlar beatles ve özellikle george harrison tarafından dünyaya tanıtılan hint sazı sitar ı ve sitar üstadı ravi shankar ı. ben o zamana kadar bu müzik enstrümanının varlığından haberdar bile değildim. insanın içini bayıltan tınısı ile orasına burasına bal kabağı görünüşünde resonatörler bağlanmış koskoca telli saz hepimizi şaşırtmıştı.
işte norah jones bu ravi shankar ın kızı oluyor. daha doğrusu ben öyle biliyordum. ama gazeteci-yazar hıncal uluç a bakılırsa oğlu da olabilir.
21 mart 2007 tarihli Sabah gazetesindeki köşesinden
“Ertegün’ün elinden tuttuğu Norah Jones, İlhan’ın yanındaki 9 adamdan biriydi. Onu Ertegün ve Arif Mardin 20 milyon satan adam haline getirdiler.” burada
görüldüğü üzere hıncal uluç norah jones için bir değil iki kez “adam” ifadesi kullanıyor. yazar yukardaki tırnak içindeki cümleleri aynı gazetenin yazarı balçiçek pamir in bir röportajından aldığını söylemiş. gidip bakalım neymiş.
20 mart 2007 tarihli Sabah tan
“Örneğin Ertegün’ün elinden tuttuğu Norah Jones, İlhan Erşahin’in yanındaki 9 adamdan bir tanesiydi. Sonra onu Ahmet Ertegün ve Arif Mardin 20 milyon satan Jones haline getirdiler.” burada
görüldüğü gibi yazar hıncal uluç alıntı yaptığı orijinal röportajdaki bir “adam” ifadesini yeterli bulmamış olmalıki ikinci cümleye bir tane daha ekleyip onu güçlendirmiş. (bu duruma yazının sahibi ne der onu bilemem)
norah jones a ait fotograflara bakıyorum oldukça cazip bir hanım gibi görünüyor bana. video klipleride cabası.
ben koskoca hıncal uluç tan daha mı iyi bileceğim abi. norah jones SheMale dir.






bundan 6-7 yıl kadar önce bir gruba postalamış olduğum bir yazımı üzülerek bugün tekrar gündeme getiriyorum. o yazı ingiliz etkisi altındaki ülkelerde roundabout adını alan bizde yanılmıyorsam döner kavşak şeklinde bilinen çoklu yol kesişme alanlarında trafiğin nasıl akması icabettiğini açıklıyordu.
bir “roundabout/döner kavşak” şu bileşenlerden oluşur. ortada göbek olarak adlandırılan bir elips veya dairesel bir alan, etrafını çevreleyen bir yol ve bu yola açılan tali yollar. bu yapı karayolları trafik işaretlemesinde mavi bir levha üzerinde dairesel olarak çizilmiş ok işaretleriyle gösterilir.
son olarak yıllar önce hazırladığım basit bir animasyonu sunuyorum. sanırım daha açıklayıcı olacaktır. belki meraklı arkadaşlar günümüzün çok daha ileri imkanlarını kullanarak daha güzel bir şey hazırlayabilir. kırmızı otoyu siz sürüyorsunuz ve güney yönünden kavşağa yaklaşıyorsunuz. animasyonda belli noktalarda koyduğum duruşlar pozisyonun doğru anlaşılması amacı iledir. yoksa normal hayatta bu süreklilik içinde gelişir.
bir süredir gündemi işgal etmekte olan şu meşhur “abdest suyu” meselesini merak ettim. bu ülkede uzun süredir en somut gerçekler öylesine hınzırca çarpıtılıp halka yutturuluyorki paranoya geliştirmemek adeta mümkün değil. dediğim gibi amiyane tabirle ağızlara sakız olan bu konu şüphemi celbetti. adı geçen kitabı inceledim. okudum diyemeyeceğim inceledim. okuyamadım çünkü insanın içi kararıyor.
ülkedeki müslümanların ibadete davet edilmesi anlamına gelen “ezan” ın hangi müzikal makamda okunacağına kitapta yer verilmişken yeryüzündeki diğer dinlerin ve inanışların esamisi bile okunmamaktadır.


daha önce (tdk) “