PAPA yı utandıran MERYEM

keisha

Bu pazar Vatikan da ilk defa bir konulu filmin ilk gösterilişi yapılacak. Film, tabiatıyla dini bir konuyu işliyor. İsa nın dünyaya gelişini ve etrafında gelişen olayları.

Film Katolik aleminde ciddi bir tartışma yarattı. Nedeni Meryem rolünü üstlenen oyuncu Keisha Castle Hughes. Zira Keisha henüz 16 yaşında ve bekar. Tabii ne çıkar bundan diyeceksiniz. Ama genç oyuncu hamile ve önümüzdeki bahar aylarında anne olması bekleniyor. Bildiğiniz gibi Katolik mezhebinde bu büyük bir günah teşkil ediyor. (Hemen ekleyeyim, tabii çocuğun babası göksel bir varlık değilse)

Papa ve Meryem Keisha ilk gösterime katılmıyorlar. Gerçi Papalık sözcüsü bir açıklama yaparak “Papa zaten katılmayacaktı. İki gün sonra başlayacağı Türkiye seyahatine hazırlanıyor” türünde bir şeyler söylemiş. Oyuncunun neden katılmadığı konusunda bir bilgiyi haberi okuduğum The  Times da göremedim.

İşin kilise ve günah tarafını bir yana bırakırsak, Meryem Keisha pek kabiliyetli bir kızcağıza benziyor. Baksanıza daha 13 yaşında iken “En İyi Kadın Oyuncu Oscarı” adaylığına seçilmiş. Bu, onu bu şerefe nail olmuş en genç hanım yapıyor. Daha sonraları da epey yapımda rol almış.

Bu konuda daha fazla şey okumak isterseniz The Times haberi epey uzunca ve burada.

Yayınlandı: on Kasım 24, 2006 at 10:52 am Yorum Yapın

TTNet ilk-10 da

TTnet

TTNet in şimdiye kadar bir internet servis sağlayıcısı olarak dünya sıralamalarına girdiğine ben şahit olmamıştım. yanılıyorsam cehaletime verin. ama artık bunu başardıklarını biliyorum.

TTNet  spam konusunda dünyanın en kötü 10 internet servis sağlayıcısı listesinde 10.sırada. tebrikler, tebrikler.

bu listeyi the spamhaus project hazırlıyor. bu liste gündelik. ayrıca başka listeleride var. en kötü ülkeler listesine korka korka baktım. türkiye adını görmeyince bir nebze rahatladım. aşağıya kopyaladığım listeyi şöyle sunuyorlar. kısaca özetliyorum.

dünyadaki servis sağlayıcıların büyük çoğunluğu spamcileri sorumlulukları altındaki ağlardan uzaklaştırmayı başardılar. bunlar halen de spam-karşıtı tutumlarını sürdürmek için uğraş veriyorlar. ancak harcanan bukadar emeğin bir avuç, aç gözlü veya kötü yönetilen İSS yüzünden heba olma tehlikesi var.

işte tablo aşagıda
listed

the spamhaus project birleşik krallık kökenli spam-karşıtı, ”kar amacı gütmeyen” bir uluslararası organizasyon. ciddi ve itibarlı bir kurum. en önde gelen ürünleri sürekli güncelleştirilen kapsamlı bir blok listesi (sbl). verdikleri hizmetlerle ilgili detayları websitesinde incelemek en iyisi.

spamhaus ilk-10 listesine giren kurumları “kar amacıyla spam yapılmasına yardımcı olmak” ile suçluyor. bu kurumların vakit geçirmeden sebep oldukları spam sorunlarının çözülmesi için tüm çabalarını ortaya koymaları gerektiğini ifade ediyorlar. bunu yapmadan kendi müşterilerini çoğu kendilerinden kaynaklanan spam e karşı korumaya kalkmaları ikiyüzlülükten başka bir şey değildir diyorlar.

Yayınlandı: on Kasım 22, 2006 at 8:11 am Yorum Yapın

BMW Hydrogen 7 sarı kart gördü

bmw

BMW ilk hidrojen yakıtı kullanan otomobilini çıkarıyor. Hydrogen 7 modeli otomobil hem sıvı hidrojen hemde normal benzin yakabiliyor. BMW özel bir motor tasarımı yapma yerine 12-silindirli normal içten-yanmalı bir motoru adapte etmiş. model 760 temel alınmış.

fakat öyle görülüyorki pek çok açıdan  Hydrogen 7 oto kritiklerinin çok ciddi tenkitlerine maruz kalmış durumda.

mesela aşırı yakıt tüketimi, bir depo yakıtla gidilen mesafenin kısa olması, sıvı hidrojenin yakıt deposunda -253 derecede saklanması zorluğundan kaynaklanan problemler, vs konularında.

ayrıca hidrojen yakıtının şu anda fosil yakıtlardan üretiliyor olmasıda otomobilin çevrecilik iddiasını değersizleştiriyor.

bmw motorBMW önümüzdeki yıl bunlardan 100 adet üretip kamuoyunun yakından tanıdığı şahsiyetlere 6 aylığına ödünç verecekmiş. bu şekilde bir tanıtım düşünmüşler.

2008 yılında ise bir başka oto üreticisi piyasaya çıkmaya hazırlanıyor. Honda, FCX modelinde tamamen farklı bir teknolojiyi uyguluyor. FCX  hidrojeni bir içten-yanmalı motorda yakma yerine fuelcell/yakıt hücresi nde direkt elektrik enerjisine çeviriyor. çekiş ise elektrik motoru ile sağlanıyor. aşağıda kısaca bu iki araç arasındaki farkları görebilirsiniz.

Model BMW Hydrogen 7

Top speed 143mph

Range 125 miles (+310 petrol)

Max power 260bhp

Gas storage 7.8kg at -253C

Model Honda FCX

Top speed 100mph

Range 355 miles

Max power 95bhp

Gas storage 171 litres @ 350bar

bu kısa tanıtımı der spiegelindependent ve the times kaynaklarından yararlanarak yazdım. meraklılarına bu ingilizce makaleleri tavsiye ederim.

 

Yayınlandı: on Kasım 20, 2006 at 1:48 pm Yorum Yapın

“siemens” in başbelası

siebenq geçen yıl siemens cep telefonu cihazı imalatından çıkmaya karar verdiğinde bu işten ötürü günde tam 1 milyon € zarar yazıyordu. münihteki siemens merkezinde yöneticiler artık bu işin bir teknoloji uygulamasından çok adeta bir moda gösterisine dönüştüğünü ve siemens karakterine uymadığına karar verdiler. sonuçta bu işi taiwan ın benQ (işin enteresan bir diğer yönü bu firmanın yakın zamana kadar acer olarak bilinmesiydi. işi duble tuhaf yapan bir diğer şey aynı firmanın daha önce multitech adını taşımasıydı)firmasına devredilmesi uygun görüldü. buna bir satış demek doğru olurmu bilmem zira siemens üstüne 400 milyon € ödedi taiwan firmasına. bunu anlamak mümkün herhalde siemens in yükümlülükleri bunun çok üstünde bir miktar tutuyordu.

siemens rahatlamış gibiydi ama ne yazıkki topu kalelerinden yeteri derecede uzaklaştıramamışlardı. nitekim geçtiğimiz ay benQ almanyadaki imalatın fişini çekip işini bitirdiğinde yükselen feryatlar keyifleri kaçırdı.

halbuki benQ çok çaba göstermişti. bavaria ve kuzey rhine westphalia daki fabrikalara çok para enjekte ettiler. amaçları kendi arka bahçesinde nokia ile rekabete girmekti. bu düşünce yürümedi ve bir yılda 800 milyon € kaybettiler.

diyeceksinizki benQ bir kumar oynadı kaybetti yazık oldu .siemens ise sırtındaki bir büyük yükten en az zararla kurtulduğu için şanslı diyebilirsiniz. ama anlaşılan almanyada işler böyle yürümüyor.

üretim tesislerinin kapanmasıyla 3,000 kişinin işsiiz kalacağı gerçeği alman siyasetindede yankılara neden oldu. meşhur işçi sendikası ig metal bu durumdan sorumlu olanın siemens olduğunu ilan etti. angela merkel bile devreye girerek firmanın işçileri desteklemesi gerektiğini açıkladı. baskılara dayanamayan firma daha önce söz verdiği 35 milyona ek olaral 24 milyon € daha ödemeyi kabul etti. ama sendikalar bunuda yeterli görmüyor ve 200 milyon € için bastırıyorlar.

bu olaylardan siemens telefonları için chip üreten infineon da zararlı çıktı. 400 işçi çıkrmak zorunda ve bu onlara bu yıl 80 milyon € ya malolacak. herhalde bundan sonra almanyada imalat için yatırım yapılmasını beklemek abes olacak.

birde benQ acı sonu ilan etmeden birkaç gün önce maaşlarına 30% zam kararı alan siemens yönetim kurulu üyeleri ertesinde bu kararlarını geri almak zorunda kaldılar. çok üzüldüm.

 

 

Yayınlandı: on Kasım 3, 2006 at 3:55 pm Yorum Yapın

işte kore bombası

kore nuke

dünya sathına yayılmış deprem gözlem istasyonları 9 ekim 2006 tarihinde saat 1:35:27 (gmt) de merkezi 41.31 enlem, 129.11 boylam ve derinliği 0 km olan 4.2 şiddetinde bir deprem tesbit ettiler. bu koordinatlar “kuzey kore” yi işaret ediyordu. nitekim “k.kore” makamları tarafından yapılan bir açıklama gecikmedi. “k.kore” ilk nükleer bomba denemesini gerçekleştirmişti.

nuke

yukardaki grafikte bu sarsıntının merkezinden 300km kadar uzakta “çin” de kodu “mdj” olan istasyonda elde edilen sismograf kaydını görüyorsunuz.

quake

ikinci grafik ise 10 ekim 2006 tarihinde yine aynı istasyonun elde ettiği bir kayıt. 23:58:07 (gmt) de merkezi 37.25 enlem 142.72 boylam koordinatlarında 30km derinlikte vuku bulan 5.8 şiddetindeki depremin kaydı. japonyanın, honşu bölgesi açıklarına isabet ediyor.

bu iki kayıt arasındaki farkı görebilmek için jeofizikçi olmak gerekmiyor. üzülerek söylüyorum ikinci grafikteki  öncü artçı sarsıntıları halkımız öğrendi. bu sarsıntıyı “k.kore” nin gerçekleştirdiği ikinci nükleer deneme olarak teşhis edenler yanılmışlardır. bu bir depremdir.

diğer yandan ilk sarsıntının akabinde “kuzey kore” makamlarının bunun ilk nükleer denemeleri olduğu açıklamasını yaptıklarında hiçbir radyasyon sızıntısı olmadığını vurgulamaları dikkatimi çekti ve şüphemi uyandırdı. acaba konvansiyonel bir şarjmı infilak ettirildi diye. zaten, konuya ilgi duyanlar bilecektir atom bombasının tetiklemek için geliştirilmiş konvansiyonel patlayıcılar kullanılır.

fakat bir defa daha düşündüğümde bunun pek mümkün olmayacağına kanaat getiriyorum. şöyle bakalım henüz vuku bulan patlamanın şiddeti konusunda uzmanlar arasında bir konsensüs yok. 0.5 – 15 kiloton tnt eşdeğeri aralığında tahminler yürütülüyor. alt değeri alsak bile 500,000 kilo (gelişmiş patlayıcılarda bu daha küçük bir değer olabilir) patlayıcıyı aynı anda ateşleyebilmek gerekirki bununda hiç kolay bir şey olacağını sanmam. yani bunun gerçekten bir nükleer patlama olması kesin gibi. ancak elde edilen “yield/verim” in küçük oluşu denemenin planlandığı şekilde yürümediği konusunda ciddi şüpheler uyandırıyor. eğer ateşleme sürecinde “fissile” malzeme süperkritik kütle oluşmasından önce bir nötron zincir reaksiyonu başlatırsa akabinde meydana gelecek patlama teorik değerin çok altında kalabiliyor. buna verilen adlardan biride “pre-detonation”. bu bir ihtimal bir başka ihtimal ise “k.kore” nin elindeki az miktar plutonyumu tasarruf etme isteği olabilir tabii.

tahmin edebildiğim kadarıyla şu anda pek çok ileri araştırma merkezinde süperbilgisayarlar uydulardan gelen uzaktan-algılama ve yeryüzü istasyonlarından alınan sismik verileri  deli gibi işliyor. uzmanlar elde edilen malumatı değerlendiriyorlar doğru sonuca varmaya çalışıyorlar.

 

Yayınlandı: on Ekim 11, 2006 at 6:33 am Yorum Yapın

microsoft yırtığı yamadı

iebildiğiniz gibi “microsoft” düzenli olarak her ayın ikinci salı günü bir dizi güvenlik yaması yayınlar. çok acil durumlarda bu uygulamanın dışına çıktığıda vaki olmuştur. nitekim dün böyle bir harekette bulunarak 10 ekimi beklemeden “vml” güvenlik açığını kapatacak bir yama çıkardı.

bununla ilgili her türlü malumata “microsoft” websitesinden ulaşılabiliyor.

bu konuyu “yamalı bohça” başlıklı postada sizlere açıklamıştım. uzmanların açıklamaları “microsoft” un bu kadar hızla müdahale etme sebebini ortaya koyuyor. dün itibarıyla 3,000 kadar websitesi “vml” açığını suistimal eden truva atlarını bulaştırıyordu. bu yaygınlaşma eğilimi daha önceki benzer saldırılara göre çok çok hızlı yükseliyordu. anlaşılan “microsoft” gecikmesi halinde ortaya çıkacak zararlar nedeniyle karşılaşacağı suçlamaları göze alamadı.

diğer yandan araştırmacılar “vml” zararlısının çok sayıda varyantları bulunduğunu tesbit ettiler. bunların bazılarının güvenlik yazılımlarını aşabileceğinden korkuluyor. uzmanlar harıl harıl çalışıyorlar.

microsoft yamayı çıkarır çıkarmaz daha önce bir üçüncü-el yama çıkarmış olan “zert” grubu yamayı websitesinden kaldırdı.

Yayınlandı: on Eylül 27, 2006 at 10:11 am Yorum Yapın

beynimdeki hardisk

ltd

evet içime doğuyordu bu günleride göreceğim. on yıllardır okuduğum bilim-kurgu eserlerinin birer birer canlanıp vücut bularak günlük hayatımın bir parçası haline geldiklerini gördükçe.

bugün sizlere belli bir vade içinde insan beyninin hafıza dediğimiz fonksiyonunun bugünkü kişisel bilgisayarlarımızın harddisk ünitesi gibi kullanılır hale geleceğini müjdeleyebilirim.

acaba buna müjde denilebilirmi yoksa lanetmi desem daha doğru olur.
her zamanki gibi gibi  bilimciler bu yöndeki araştırmaların beyin ve sinir sistemi rahatsızlıklarının pek çoğunun tedavisinde işe yarayacağını öne sürüyorlar. bu tür açıklamaların yapılması ve araştırma raporlarında insan sağlığı perspektifinin ön plana çıkarılması hem gelenekleşmiştir hemde kaçınılmazdır. zira araştırmaların çoğu bu amaçla kurulmuş vakıf fonları tarafından desteklenir. yani bu açıdan bakıldığında müjde niteliği taşıyor.

ama öte yandan birilerine hafızalarımızı silme ve kuvvetli ihtimalle yeniden programlama imkanı verecek böyle bir gelişmeye insancıl bakış açısından iyimser yaklaşmam mümkün değil ama yinede beynimin bir köşesinden şeytan dürtüyor aferin çocuklar gidin sonuna kadar diyor. anlayacağınız iki arada bir derede kalma durumları içindeyim.

daha fazla merakta bırakmayayım anlatayım size.

25 ağustos tarihli “science” bilim dergisinde bir amerikan tıp araştırma merkezinde görevli bir grup bilimci burada ve burada yayınladıkları makalelerde eğittikleri sıçanların hafızalarını silebildiklerini ve daha sonra bu sıçanları tekrar eğitebildiklerini açıkladılar.

biliyorsunuz bilim birbirinin üzerine konmuş taşlardan oluşan bir bina gibidir. buluşlar gökten zembille inmiş gibi gerçekleşmez herbiri daha önceki araştırmaların sonucuna dayanır.

nervesbeynin “hippocampus” bölgesindeki nöronların “sinaps” larının güçlenmesinin ve süreklilik kazanmasının “öğrenme” ile ilişkisi zaten biliniyordu. bildiğiniz gibi nöronlar diğer nöronlara yaptıkları sinaps bağlantılarıyla sinyal iletebiliyorlar. bu olayın “protein kinase M zeta” adı verilen bir enzim ile ilişkisi tesbit edildi.

bunu deneysel olarak kanıtlayabilmek için sıçanlara içinde bulundukları ortamın belli bir bölgesine yaklaşmamalarını ögretmek için elektrik şokundan yararlandılar. bu şekilde sıçanlar hangi uzay bölgesinin kendilerine yasak olduğunu hafızalarına yerleştirdiler. daha sonra bu sıçanların beynine yukarda adı geçen enzimi bloke eden ve görev yapmasını engelleyen “zip” adlı peptit enjekte edildi. görüldüki sıçanlar daha önce gitmekten kaçındıkları alanı kullanmaya başladılar. bu araştırmacılara sıçanların hafızalarının silindiğini gösterdi. devamında “zip” maddesinin sıçanların beyninde her hangi bir yıkım ve zararlı etki yaratmadığı aynı sıçanlara tekrar aynı bilgilerin yüklenebildiği görüldü.

evet bu laboratuar şartlarında hayvanlar üzerinde yapılan bir deney. ancak bilimde bazı direnç noktaları vardırki bunların kırılması adeta çorap söküğü gibi gelişmelerin akmasını sağlar. bana kalırsa buda o kırılma noktalarından biri.

yakın gelecekte buna benzer mevzuları gittikçe artan bir sıklıkla tartışacağımıza inanıyorum.

 

Yayınlandı: on Eylül 14, 2006 at 9:17 pm Yorum Yapın

design principles for intelligent systems

burada [320 kb pdf]

Yayınlandı: on Temmuz 26, 2006 at 3:25 pm Yorum Yapın

küresel teknoloji devrimi 2020

randrand corp. “abd” nin en önemli “think tank” lerinden biridir. hatta “cia” in finans desteğine sahip olduğuda söylenir. tüm dünyadan ses getiren pek çok araştırmaya imza atmıştır.

“rand” geçtiğimiz günlerde tüm dünyayı ilgilendiren çok önemli bir araştırmasının sonuçlarını açıkladı. bu araştırma “abd” nin “national intelligence council/ulusal istihbarat konseyi” sponsorluğu ile yapılmıştı ve şu başlığı taşıyordu.

The global technology revolution 2020,
in-depth analyses
bio/nano/materials/information
trends, drivers, barriers, and social implications

yürütülen çalışmalarda varılan en can alıcı sonuçlar şöyle sıralanmış 

-teknolojik gelişme önümüzdeki 15 yıl hızlı bir şekilde sürecek
-küresel teknoloji devrimi her ülke için farklı sonuçlar doğuracaktır.
-teknolojide geri kalmış ülkeler kurumsal, insani ve fiziksel kapasite zorluklarıyla karşılaşacaklardır.
-ileri ülkeler ancak kamuoyları, kanunlar ve diğer sosyal faktörler engellemediği ölçüde yerlerini koruyabileceklerdir.
-bazı teknoloji uygulamaları dini, çevresel ve sosyal endişeler nedeniyle reaksiyon uyandıracaktır.
-uygulanacak devlet politikaları sorunların çözümüne yardımcı olacak bir ortam içinde tartışılmalıdır.  

“rand” dünyanın küresel bir teknoloji devrimi geçirmekte olduğuna ve hızla biyoteknoloji, nanoteknoloji, malzeme teknolojisi ve bilgi teknolojisinde entegrasyona gidildiğine inanıyor. 2020 yılı için raporlarını hazırlarken bu entegrasyonun dahada hızlanarak devam edeceğini ve bunun insanlığı temelden etkileyeceğini öngörüyorlar.

2020 yılında hayata geçebilecek bazı entegre teknoloji uygulamalarını sıralamışlar.

-kişiye özel ilaç ve tedaviler
-böceklerin genetik olarak değiştirilmesiyle zararlılarla mücadele
-yeni ilaçların keşfinin ve testinin bilgisayar ortamında gerçekleştirilmesi
-akıllı kumaş ve tekstiller
-küçük boyutlu ve etkin güç kaynakları
-gelişkin özelliklere sahip nanoteknoloji ürünü malzemeler
-güvenli malumat transferi için kuantum-tabanlı kriptografi sistemleri
-kişilerin ve ticari ürünlarin “rfid”  vasıtasıyla takibi
-her ortama yerleşen tesbiti mümkün olmayan kameralar ve algılayıcılar

vs vs

çalışmalarda 2020 yılında önem taşıyacağı düşünülen 56 teknoloji uygulaması bir değerlendirmeye tabi tutularak sıralanmış ve ilk 16 mercek altına alınmış. bunlar

1-ucuz güneş enerjisi
2-kırsal alanda telsiz iletişim
3-heryerde heran malumata erişimi sağlayacak iletişim cihazları
4-genleri değiştirilmiş tarım ürünleri
5-hızlı biyolojik testler
6-su arıtma için gelişmiş cihazlar
7-ilaçların belirlenen hedeflere yöneltilebilmesi
8- kendi kendine yeterli ucuz ikametgah
9-çevreye saygılı sanayi
10-radyo frekans kimlik belirlemenin yaşamın her alanına girmesi
11-hibrid taşıt araçları
12-(algılayıcı/sensor) lerin karşı koyulamaz istilası
13-doku mühendisliği
14-gelişmiş teşhis ve cerrahi metotlar
15-giyilebilir bilgisayarlar
16-kuantum kriptografi

bu raporu bizim için dahada ilginç kılan şey “türkiye” nin rapor hazırlanırken seçilen ve dikkate alınan 29 ülkeden biri olması. bu ülkelerin neden seçildikleri raporda açıklanıyor. ben buna girmeyeceğim. bu 29 ülke yukardaki “top 16″ entregre uygulamanın öngörülen başarı durumuna göre 4 kategoriye ayrılıyor.

14-16 arası “mavi” renkli ülkeler bunlar amerika, kanada, almanya, japonya, güney kore, israil, avustralya

10-12 arası “yeşil” ülkeler rusya çin hindistan polonya

6-9 arası “sarı” ülkeler. brezilya meksika endonezya şili güney afrika kolombiya ve türkiye

iran mısır gibi ülkeler bu değerlendirmeye göre en alttaki “kırmızı” bölgede bulunuyorlar

kanımca bu çalışma mutlaka incelenmeli.

başlangıç için

raporun tümü [5 mb pdf]

araştırma özeti
 

Yayınlandı: on Temmuz 24, 2006 at 11:54 pm Yorum Yapın

askerlere yardım amaçlı sensörler

amerikan deniz piyadesinin daha çok yerleşim bölgelerinde ve yaya durumdayken karşılaşabileceği tehlikeleri önceden sezmesine yardımcı olacak sensörler hakkında bilgi verilen bir dokümanı ilgilenenlere sunuyorum. “mitre corp” tarafından hazırlanmış olan dokümanda değinilen konular aşağıda. ingilizce olan “pdf” doküman 1,66 mb. “sensors to support the soldier”

2 COMMUNICATION 11 2.1 Security for Squad-level Radios . . .2.2 Cell Phones for Soldiers . . . . . . . . .

2.2.1 Comparison of PRR and COTs cell phone technology.

3 LOCATION 19

3.1 GPS . . . . . . . . . . . . . . . . . . . .

3.2 Augmented GPS . . . . . . . . . . . .

3.3 Other RFMethods . . . . . . . . . . .

3.4 Inertial Navigation . . . . . . . . . . .

3.5 Visual Navigation . . . . . . . . . . .

3.5.1 Visual relative navigation. . . . .

4 BETTER MAPS 33

4.1 Urban Tactical Planner . . . . . . . . . . . . . . . .

4.2 Display Issues . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . .

4.3 SystemIssues . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . .

4.4 A Note on UrbanMaps . . . . . . . . . . . . . . . .

5 FINDING SNIPERS 41

5.1 Helmet-Mounted Passive Acoustics (A-Sniper)

5.1.1 Introduction . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . .

5.1.2 The urban acoustic environment. . . . . . .

5.2 Optical Sniper Detection . . . . . . . . . . . . . .

5.2.1 Categories of detection schemes. . . . . . .

5.3 Active Sonar . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . .

5.3.1 Helmet-mounted bullet-tracking radar. . . . .

6 SEEING THROUGH WALLS 85

6.1 Obtrusive Seeing ThroughWalls . . . . . . . . . .

6.2 Unobtrusive Seeing . . . . . . . . . . . . . . . . . .

 

 

Yayınlandı: on Temmuz 14, 2006 at 12:22 pm Yorum Yapın