conversational lubricant

birbirlerini iyi tanımayan kişilerin bir araya geldiklerinde buzları kıracak, konuşma fırsatı sağlayacak bir söz, bir cümle. 

Yayınlandı:  on Kasım 25, 2006 at 8:53 am Yorum Yapın

snail in a bucket of ball bearings

snail

doğrusu bu deyime pek sık rastlanmıyor.

salyangozun hareket mekanizmasını düşünürseniz onu içi rulman bilyeleriyle dolu bir kaba koyan kişinin enkizisyon mahkemesinde baş işkenceci görevine talip olması halinde derhal kabul göreceğine hiç şüphem yok.

hayvancağız zaten normal arazide yerinde sayıyor. ayıptır kardeşim ayıp. 

Yayınlandı:  on Ekim 30, 2006 at 9:34 am Yorum Yapın

jolly roger

jollyroger

işte size korsanların bayrağı unutulmaz bayrağı.

Yayınlandı:  on Ekim 22, 2006 at 2:07 pm Yorum Yapın

bean counter

bean

lafı evirip çevirmeyeyim. muhasebe mesleğine mensup kişilere veriliyor bu lakap.

hey, bir tarihte ilkokullarda çocuklara kuru fasulyeler yardımıyla sayı saymayı, toplama çıkarma yapmayı öğrettiklerini bilen varmı.

 

 

Yayınlandı:  on Eylül 11, 2006 at 2:23 pm Yorum Yapın

verbal diarrhea

çevredekileri bıktırıp usandıracak biçimde çok konuşma hali. bizim bir kişi hakkında “çenesi düştü” dediğimiz vaziyet.

kelimesi kelimesine çevirirsek “sözel ishal” dememiz gerekiyor.

Yayınlandı:  on Ağustos 30, 2006 at 9:41 pm Yorum Yapın

double entendre

dublefransızcadan gelen bir deyim. biri uygunsuz iki farklı anlam taşıyan sözlere denir. muhatabınız kastetiğinizi tam olarak anlayamıyor ve kararsız şaşırmış durumda kalıyor. daha doğrusu “masum” anlamı kastettiğiniz farzedilse bile damaklarda ekşi bir tat kalıyor.

şimdi yukardaki grafiğin ne anlama geldiğini merak edenler çıkabilir anlatayım efendim. bu grafik “google images” aracılığı ile bulundu. işin içinde amerikalı bir komedyen ve inanırsanız bir amerikan tv programında cereyan eden bir diyalog var. aşağıya alıyorum. 

Groucho: So, you got any kids?
Female Contestant: Yes, Groucho, I have eleven children.
Groucho: Eleven?! Did you say eleven kids?
Female Contestant: Well, I love my husband.
Groucho: Lady, I love my cigar but I take it out of my mouth once in a while

“double entendre” deyimini pek güzel anlatıyor. iyisimi ben bunu tercüme etmeyeyim. okuyucumun ferasetine terk ediyorum.

Yayınlandı:  on Ağustos 21, 2006 at 11:06 am Yorum Yapın

pro bono

bono yok yok bu deyimin irlandalı “u2″ müzik grubunun lideri “bono” ile ilgisi yok. hatta tahvil, bono vs gibi finans enstrümanlarıylada ilişkisi yok.

“pro bono” latince. ama batı dillerine girmiş durumda ve sıkça kullanılıyor. sırf iyilik için, maddi karşılık beklemeden yapılan iş verilen hizmetleri ifade ediyor.

Yayınlandı:  on at 8:37 am Yorum Yapın

tap on the shoulder

shoşimdi bu ingilizce ifadeyi bilmek için allame olmak gerekmez. “shoulder” vücudumuzun türkçede “omuz” olarak bildiğimiz bölgesi. “tap” kelimesi çok anlamlı bir kelimedir yerine göre ama burada “hafif bir dokunuş” anlamına geliyor.

tümünü birarada düşünürsek hani bir kalabalıkta biraz duraklarsınızda birisi omuzunuza şöyle bir dokunurya. bizim memlekette bunun ardından “yürrü hemşerim” türünden bir ses duyarsınız normalde.

buraya kadar fazla ilginç değil ama amerikada bu deyim bir tür iş teklifini tarif etmektede kullanılıyor. mesela bir film yapımcısı için senaryolara uygun tipler bulmakla görevli “casting director” deniilen kişisiniz. genel bir alanda falanca rol için uygun diye düşündüğünüz bir kişiye rastlıyorsunuz ve hemen kendinizi tanıtıp bir iş teklifi yapıyorsunuz. illa şahsın onuzunu tutmanız gerekmiyor tabii. bu tür bir iş teklifinin en belirgin özelliği teklif yapılan şahsın önceden bir beklentisi olmaması.

Yayınlandı:  on at 8:07 am Yorum Yapın

sovereignty for prosperity

ulusalcılarımızın tüylerini diken diken edecek deyim. avrupa birliğinin “motto” su desem hiç yanlış olmaz.

refah uğruna hükümranlıktan taviz.

Yayınlandı:  on Ağustos 14, 2006 at 11:31 pm Yorum Yapın

brinkmanship

brinkbir pazarlıkta bir politik çekişmede istediği sonucu alabilmek için rakiplerin sinirlerini son noktasına kadar germeyi göze almak. işleri bıçak sırtında hatta felaketin eşiğinde yürütmekten çekinmemek. bu şekilde yürütülen siyaset.

bu tür bir siyaset bazen iyi sonuç versede riskler çok büyüktür. uluslararası politika alanında bugün bazı ülkeler amerika karşısında bu tür siyasetler uyguluyor. mesela “k.kore” mesela “iran”.

tabii, bu deyim sadece devletlerarası ilişkiler alanı için kullanılmıyor. hayatın her safhasında buna rastlamak mümkün.

 

 

Yayınlandı:  on Ağustos 4, 2006 at 11:22 am Yorum Yapın